Buraya kadar bahsettiğimiz tüm firmalar zaman zaman fiyat rekabetine girse de genelde kutulu ürünlerinin fiyatları üst seviyede oluyor. Daha küçükler ise fiyat rekabetiyle ayakta kalmaya çalışırken başta özelliklerden feragat ediyorlar. Ancak fiyatları nedeniyle toplama PC pazarında iyi satış rakamlarına ulaşabiliyorlar. Öte yandan bunlar arasında fiyatı düşük tutarken üretim kalitesi, performans ve stabiliteden ödün verenler de olabiliyor.
Son olarak, bu günlerde ortaya çıkan bir eğilime de değinmeden geçmemek lazım: Büyük üreticiler ayrı markalar altında giriş seviyesi, ucuz ürünler çıkarıp daha fazla pazar payı kapmaya çalışıyorlar. Bunlar ucuz ama performanslı SiS yongasetlerine, Intel, SiS ve VIA'nın bütünleşik grafikli çözümlerine yöneliyorlar. Asus, bunun için Hua Ching adlı bir firma kurdu ve ECS'den pazar payı çalmaya çalışıyor. Ardından FoxxCon firması aynı amaçla First Tech adlı bir marka yarattı ve son olarak Abit bu segmente girmek için yeni bir şirket kurdu. Üreticiler kendi segmentleri daraldıkça diğer segmentlere de el atmak zorunda hissediyorlar. Çünkü üretim kapasiteleri son derece yüksek ve bu kapasiteleri atıl tutmak istemiyorlar. (Örneğin Asus'un bu yılki hedefi 20 milyon anakart satmak ve yeni firması ile bu hedefe ulaşacağı düşünülüyor.) Öte yandan ucuz anakart üretmeleri marka imajlarına zarar vermesin diye bunları ayrı bir isim ve marka altında üretmeyi yeğliyorlar.
Görüldüğü gibi anakart piyasasında kıyasıya bir rekabet sürüyor. Bunun sonucunda dönem dönem stratejik değişiklikler oluyor. Örneğin 2 yıldır büyük anakart üreticilerinin Türkiye distribütörlerini satışlarını artırmaları için daha fazla sıkıştırdıklarını biliyoruz. Tayvanlı üreticilerin temsilcileri artık ülkemizi daha sık ziyaret ediyorlar. Bu çerçevede MSI, EPoX gibi markalar çok rekabetçi fiyatlarla piyasaya girdiler; Asus bol özellik, bol seçenek sunarak fiyatları fazla düşürmemeye çalışıyor. Sonuçta herkes piyasanın baskısı ile hareket ediyor.
Türkiye Piyasası
Türkiye'de de bir tarafta OEM'ler, diğer tarafta küçük üreticilere ve son kullanıcılara satış yapan toptancı, ara toptancı ve bayiler var. Piyasayı önce bu firmalar, sonra kullanıcılar belirliyor. Yani, toptancılar alt sıralardaki bir markayı düşük fiyatı sayesinde seçmekte fazla tereddüt etmezken, kullanıcının talepleri ancak uzun vadede belirleyici oluyor. Bu diğer pek çok donanımda da böyle. Örneğin Kingston yıllardır iyi bellek üreticisidir ama bayi fiyat listelerinde "Kingston Bellek" diye ayrı bir kalem son 1-2 yıldır açılmıştır. Çünkü belleğin daha iyi performans ve daha kararlı bir sistemdeki önemi artmış, kullanıcı bilinçlenip iyi bellek istemeye başlamıştır. No-name bellek pazarı hala çok güçlüdür ancak en azından seçici müşterinin etkisi artmaya başlamıştır.
Örnek vermek gerekirse, Asus, Gigabyte, MSI gibi büyük markalar piyasada uzun sürede elde ettikleri ismin faydasını görürken, ucuz markalar piyasaya hızlı girebilmekte ama arada kalanlar, hatta üst sıraya epey yaklaşanlar yeterli talep bulamamaktadır. Bunun ötesinde, ucuz markalarda sürekli bir hareketlilik, yer değiştirme vardır. Dönem dönem çok satan ucuz markalar yerlerini yenilerine bırakırlar.
Ucuz markalar da bazen iyi performans sunabilir ancak genelde büyükler kadar bol özellik, aksesuar ve overclock becerileri sunmazlar. Ancak en önemlisi tutarlılıklarıdır. Bayiler bugün bu markaları tercih ederler çünkü birinci neden fiyatlarıysa, ikinci neden kurulumda ve satış sonrasında az baş ağrıtmalarıdır. Ancak küçüklerin aynı çizgiyi koruması ve büyükler gibi sürekli zengin ve yenilikçi özellikler sunması zordur. Trendi büyükler ve orta sıradakiler belirler; küçükler onları izler. Bu yüzden alt kademede isimler sürekli değişmektedir. Aralarından yükselen ve tutarlılığını koruyabilen olursa da artık 2. grubun üst sıralardaki üyeleriyle birlikte anılırlar. Ama bunu başaran çok değildir.
Uzun süredir deneyim kazanmış ve teknik personeli kaliteli olanları bir kenara bırakırsanız, bayilerin fazla önemsemediği şeyse, ne yazık ki tasarım, malzeme kalitesi ve ilave özelliklerdir. Çok belirgin sorunlara yol açmadıkça bunlar fazla önemsenmez. (Daha ucuz maliyet anlamına gelen bütünleşik özellikler de çok popüler - bu durum i815 gibi çeşitli denemelerden sonra bugünlerde tüm yongaseti üreticilerinin toplu halde neden bütünleşik grafiğe dönüş yaptığını da açıklıyor.)
Türkiye piyasasının bu durumu, yani üsttekilerin ve alttakilerin popüler olması nedeniyle, ortadakiler ezilirler. Bu durum dünya piyasasının tersinedir. Bunlardan birinin distribütörlüğünü alan bir firma, bir toptancıya gittiğinde, "bende Asus var, Gigabyte var; onların yanına birkaç da ucuz marka koydum, başkasına ihtiyacım yok" cevabı alabilir. Söz konusu ucuz markalar, bazen gerçekten dünya piyasasında adı çok az duyulmuş, fason imal edildiği için üreticisinin Web sitesi bile yüksek sesle söylenmeyen ve Türkiye desteği yeterli değilse bazen kullanıcının başını da ağrıtan bir marka olabilir.
"Kalitesiz mal Türkiye'de iyi satıyor" demek istemiyorum; ama fiyat çoğu kez zengin özellik, performans ve teknik desteğin önüne geçer ve çoğu bayi ucuz bir markanın sorunsuz olduğunu deneye yanıla, kullanıcıya sistem toplaya toplaya bulur. Birkaç marka dener; sonra ortağına dönüp, "abi bundan az şikayet geldi, hem de ucuz, biz buna devam edelim" der.
Bir ekleme yapmak gerekirse, Tayvan dışından bir anakart üreticisi olarak Intel de piyasamızda iyi bir konuma sahiptir; ancak bilindiği gibi teknoloji standartlarını belirleyen ve kendi standartlarının dışına çıkmayan Intel, IDE RAID, ilave USB yongası, overclock becerileri gibi ekstra özellikleri ile değil, çok bilinen ismiyle bu piyasada öne çıkmaktadır. (Gerçi ağ ürünlerinde çok önemli bir yere sahip olan, ses yongası üreticisi Analog Devices ile ortaklığı bulunan Intel, anakartlarında bütünleşik ağ ve ses özellikleri sunuyor ama sonuçta kullanıcı, Intel anakartları, ismi ve standartları belirleyen firma olarak daha stabil olacağı düşüncesiyle tercih ediyor.)