Peki artık kullanıcı bilinçleniyor mu? Belirli bir kesim evet, ancak Türkiye'de hiçbir zaman donanımla ilgili bir konuda bilinçli kullanıcı sayısı - evde veya işte 2 milyonun üzerinde PC kullanıcısının olduğu bir ülkede - birkaç bin kişinin ötesine geçememiştir. Hala bilgisayar seçimini işlemci ("Pedört") seçiminden ibaret sanan kullanıcılar çoğunlukta. Artık anakart stabilitesi sorunlarını aşan ve çok iyi bir fiyat/performans dengesi sunan AMD işlemcilerin hala çok sınırlı bir "power user" kesimi tarafından kullanılmasının nedeni de bu bilinç meselesi. Bu az sayıdaki bilinçli kullanıcının, donanım seçimlerinde fiyat/performans dengesini, ürünlerinin kullanım ömürlerini, sessizlik gibi ergonomik özellikleri de içeren, daha ince hesaplar da var. Biz burada sadece donanım sitelerini ve dergileri takip eden 100-150 bin kişilik grup arasında, sadece kalbur üstü birkaç bin kişinin detayları da takip ettiğini söyleyebiliyoruz.
Bunun sonucunda, ürünlere karşı farklı yaklaşımlar doğuyor. Örneğin Pentium 4 işlemciler, AMD cephesindeki rakiplerinden daha pahalı olmalarına karşın "daha güvenilir" imajı çizdikleri için çok daha yüksek oranlarda tercih edilebiliyorlar. Anakart ve ekran kartlarında marka bilinci ile ekonomi kol kola ilerliyor. Hem kalite hem düşük fiyat talep ediliyor - her iki gruba dahil ürünler de iyi satabiliyor. Kasa ve güç kaynağında ise henüz bir "imaj" bile oturmuş değil. O yüzden otomatikman en ucuzu isteniyor.
Güç kaynağı ithal eden firmalar, kalitesiz güç kaynakları ile ilgili eleştirilerimizi kendilerine ilettiğimizde, hep yanı cevabı veriyorlar: "Daha iyisini de getirdik, kullanıcı fiyatı yüksek buldu ve almadı". Burada, 10-12$'lık no-name veya sahte etiketli güç kaynaklarına karşı 45-50$lık, markalı, üzerinde yazan değeri veren güç kaynaklarından bahsettiğimizi vurgulayalım.
Hatta eskiden ismi olan bazı markalara da artık güvenilmeyeceği ortaya çıkıyor. Birkaç gün önce bir kasa+güç kaynağı markasını öneren bir Web sitemiz, daha sonra bu markanın da modellerini bozmuş olabileceğini itiraf etmek durumunda kalıyordu. Söz konusu olan, uzun yıllardır Türkiye'de bulunan bir markaydı. Ancak söz konusu model, kasa dahil 25$'lık fiyatı ile artık hiç güven uyandırmıyordu. Nitekim bu kasanın "TÜV onaylı" güç kaynağının patladığına ilişkin bir şikayetin haber sunucularına ulaşması çok sürmedi. Zaten etiketler sahteyse neye güvenebilirsiniz ki?
Neye Güvenebiliriz? Bu İncelemede Kullanacağımız Yöntemler
Bir güç kaynağının çıkış gücünü değerlendirmek için basit bir yol yok. Yukarıda, THG ve PC Professionell gibi uzman testçilerin yaptığı testlerin bile sorgulanabildiğini söylemiştik. Ancak kaliteli ve kalitesiz güç kaynaklarını değerlendirmek için bakabileceğimiz noktalar var:
Güç kaynağının ağırlığına bakabiliriz. Size komik gelebilir ama, içindeki heatsink'in kalitesi ve büyüklüğüne, bileşenlerine ve kullanılan malzemeye bağlı olarak kaliteli güç kaynakları daha ağır oluyorlar. Bu elbette bilinen, uluslararası isim yapmış markaların güç kaynaklarını karşılaştırırken iyi bir kriter değil ama, sahte etiketli güç kaynaklarında "malzemeden çalındığını" rahatlıkla söylemek mümkün.
Güç kaynağının içini açıp bileşenlerini inceleyebiliriz.
Her bir kanalda verdikleri voltaja bakabiliriz. Bunu kullanıcılar kendi sistemlerinde Mainboard Monitor benzeri programlar yardımıyla yapabilirler. Biz ise voltmetre ve ampermetre kullanacağız.
THG'nin test düzeneği kadar iyi olmasa da, güç kaynaklarının belirli bir sabit yükte zorlayacak bir test düzeneğimiz var. İyi ve kötü güç kaynaklarını bu düzenekle de kontrol edeceğiz. Şurası kesin: İyi kalite güç kaynağı, yük ne olursa patlamaz; koruması devreye girer.